|
Fear ilk çıktığında (hatta çıkmadan önce
fragmanlarıyla) FPS dünyasına yeni bir soluk getirmişti.Islak saçlı Japon
korkunç kız teması gibi görünmesine karşın türe getirdiği farklı yorumla klasik
FPSler arasındaki yerini almıştı.Daha
sonra yaşanan isim hakkı sorunları beraberinde abidik gubidik ek paketlerin
çıkmasına sebep oldu.Monolith’in direk imzası olmayan oyunlardı ve açıkcası ana
oyundan sonra çok basit kaçmışlardı.Project Origin,ilk oyunun izinden belli bir
yere kadar gidiyor ve daha sonra kendi özgün yorumunu işin içine
katıyor.Project Origin,ilk FeaPror’ın izinden ne kadar gidiyor önce bunu
tartışalım.
KORKUNÇ KIZIN
İNTİKAMI v1535
Hikayemiz ilk oyunun bitmesinden 30 dakika önce
başlıyor.Artık ilk oyunda Point Man adıyla bilinen karakteri değil,Michael
Becket adındaki Delta Attack Force üyesi bir elemanı canlandırıyoruz.Ayrıca
Becket,Project Harbinger kapsamında birliğe dahil edilmiş ‘’özel’’ bir
asker.Tıpkı Paxton Fettel ve diğer özel askerler gibi,bizim de fiziksel ve
psişik güçlerimiz normal insanlardan farklı.Tabi aslında karakter bazındaki en
büyük değişiklik,Alma’nın 30 yaşındaki haliyle karşımıza çıkması.Artık bir
çocuk değil,bir yetişkinin nefretiyle baş etmek zorundayız.
Oyunun ‘’FEAR’’ olma oranından bahsedece olursak...Açık alanlara çıkılması
oyuna bambaşka bir hava getirmiş.Kapalı mekanlar yine bolca olsa da açık ya da
büyük mekanlar da aynı sıkılıkta var.Oyunun ilk başları bu açıdan ilk oyuna
benzese de sonra her şey şehre çıkmamızla değişiveriyor.Tabi bunun korku
öğesini minimuma çektiğini de söylemek zorundayım. İlk oyun kadar etkileyici
bir girişi yok Project Origin’in.Aksine
klasikleşmiş korku filmi girişlerini anımsatan bir açılış sahnesi var.Tamam
Alma’nın varlığı bir gerilim yaratıyor ama artık aniden çıkan canavar konsepti(hele
hele Ring safsatasından sonra) sıkmaya başladı.Germiyor bile.Stalker korku
oyunu olmamasına rağmen ‘’germe’’
hissini sonuna kadar yaşatmayı başarmıştı.Ki sinir bozucu atmosfer konusunda
tek geçtiğim yegane oyundur.Aynı şekilde Condemned 2’de bazı karanlık mekanlara
girmek istemeyeceğim şekilde gerilmiştim.Fear,korku hissini ilk oyunda daha etkin
bir biçimde vermişti ama bu oyunda artan çatışma sayısı ve teknolojinin etkisiyle
o his kaybolmuş durumda.
Tabi bunları eksi olarak saymamak gerek
zira Project Origin standart,basit bir FPS değil.Öncelikle güzel bir senaryosu
var,ilk ve ikinci oyun sağlam noktalarla birleştirilmiş.Ayrıca olay
örgüsü,toplanabilir materyallerin de büyük katkısıyla ilk oyundan kalan
soruları cevaplayacak şekilde yaratılmış.Özellikle Alma’nın ne olduğunun tam
olarak açıklanması,diğer klonlarla bağlantıları gayet detaylı şekilde
anlatılmış.Ayrıca bir birliğin elemanı olduğumuzu unutmayalım.Bu birlik olayı
sayesinde artık yalnız değil,takım halinde çarpıştığımız çok sahne var.Karakter
yönetimini,canlandırma bakımından başarılı bulduğumu söylemekte fayda var.
Senaryo ve grafiklerle beslenen
atmosfer,korku öğesini pek yaşatamasa da kendine has uslübunu öne sürebiliyor
Project Origin.Küle dönüşmüş ve heykel gibi gözüken insanlar olsun,düşen uçak
sahnesi olsun veya Alma’nın ortaya çıktığı sahneler olsun Fear karakterine
uygun bir yapı sergiliyor.Çatışmaların artması oyuna bambaşka bir ruh verse
de,bir an olsun azalmayan hareket oyuncuyu asla sıkmıyor.Oyunu 2 günde bitirdim
dersem daha açıklayıcı olurum sanırım.Kaldı ki 1 gün içerisinde bile
bitirilebilir.10-12 saatlik bir oynanış süresi var ve her dakikasının hakkını
veriyor Project Origin.
YARIM ELMA GÖNÜL ‘’ALMA’’
Teknik detaylara
gelirsek,Fear 2 grafik konusunda çağını yakalamış bir oyun. Atmosferi yaratma
konusunda Monolith grafik motorunu verimli kullanmış. Doku olarak bakıldığında
döneminin en iyisi değil ama görsel anlamda çok doyurucu. Özellikle
karakterleri ve efektleri oldukça hoş gösteren bir motor var.Zaten efekt
olayına sıkça başvuran bir oyun olduğu için en iyi olduğu konunun da bu
olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Ses konusunda Fear’ın en önemli
karakteristiği Bullet Time’a geçildiğindeki efektler ve tabi ki Alma’dır.Her
ikisi de oldukça başarılı bir şekilde yerine getirilmiş.Oyunun ses konusundaki
tek eksiği akılda kalıcı bir müziğinin olmaması.Ama Fear’ın da zaten müziğiyle
ünlendiği görülmemiştir.
Oyunun ilk başlarındaki düşmanlar ile
diğer düşmanlar arasındaki yapay zeka farkı,koca oyun boyunca anlamadığım tek
nokta olarak kafamda kaldı.En baştakiler tam ‘’yapay’’ zekalılar.Karşılarında
bir engel varsa resmen afallıyorlar.Örneğin düşmanla aramda sadece bir raf
var.Rafın arasında gayet rahat bir şekilde bana ateş edebilecekken,benim
kafasına şarjörü boşaltmama rağmen kılı kıpırdamadan olduğu yerde can verdi.Ama
klonlarla savaşırken böyle abuk subuk olaylara denk gelmedim.Monolith’i bu
büyük başarısı yüzünden alkış yağmuruna tutuyorumJ.
Gerek silahların etkisi gerekse de
fizik motoru Project Origin’e sağlam bir tokluk hissi vermiş.Silahların gerek
görsel gerek işitsel efetkleri çok doyurucu.Fizik motoru daha etkileşimli
yapılabilirmiş.Ama Bullet Time esnasında hakkını vermek gerek.Bahsettiğim
tokluk ve ağırlık hissini orda ciddi anlamda yaşatıyor.Bullet Time
demişken,toplayabildiğimiz aparatlarla Bullet Time enerjimizi arttırabiliyoruz
böylece daha uzun süre bu modda kalabiliyoruz..Yeni eklenen Mech kullanma olayı
ilk başta eğlenceli gelse de sonraları monotonlaşıyor.Zira Mech’ler ciddi
anlamda güçlüler ve düşmanların siz Mech içindeyken şansları pek kalmıyor.Yakın
dövüş,açık alanlarla etkisini tamamen yitirmiş,hele hele tekme-yumruk olayı
tamamen bitmiş.İlk oyunda çok vurgulanan bu özelliğin ikinci oyunda neden geri plana
itildğini anlamam mümkün değil.
Silah çeşitliliği konusunda Project Origin klasik FPS silahlarının dışında
enerji bazlı silahlara da yer veriyor.Bunların dışında bir de Nail Gun var ki
düşmanı çivilemek ,fizik motorunun marifetleriyle birleşince cidden eğlenceli
bir hale geliyor.Mekan tasarımları ise genelde karanlık,yıkık dökük ve
terkedilmiş mekanlardan oluşuyor.Kısacası nükleer patlama yaşanan bir şehir
oyuna güzel yansıtılmış.Ayrıca Alma’nın beynimize soktuğu görüntüler tasarım
olarak kusursuz.
İlk oyuna göre fazla olan bir başka şey ise düşman çeşitlilği.Bu konuda oyun
oldukça doyurucu,Assassin ve Clone Commander’lar oyun boyunca karşılaşılan en
zorlu düşmanlar.
Ayrıca oyun içinde bir sahnede Snakefist’in giydiği tişörtün ‘’Shogo 2’’
baskılı olması eminim benim gibi bir çok oyun severin memnuniyetini kazanmıştır.
TO BE CONTINUED...
Bütün değişimine rağmen Project Origin çok iyi bir FPS
oyunu.Evet,ilk oyunu özü belli oranda terkedilmiş,bir çok dinamik
değiştirilmiş,yeni bir Fear anlayışına adım atılmış olabilir.Ama bu Project
Origin’in başarılı bir FPS olduğu gerçeğini asla ve asla sarsmıyor.Oyunun
sorunları içeriğinde değil,türünde devrim yaratmamasından kaynaklanıyor.Bir çok
şeyi oldukça iyi kotarmışlar ama ilk
oyunun devrim yaratan etkisi bu oyunda yok.Açık uçlu bittiğinden yola çıkarak
Monolith’in gelecek oyunlarda yeni yeni şeyler deneyeceğinden şüphem yok.Yeter
ki artık gerilim anlayışlarını değiştirsinler...
Puan : 7.8 /10
|
- Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
- Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
| |