Epic Games ilk Gears of War’u duyurduğunda çok heyecanlanmıştım çünkü Unreal’dan
sonra neler yapabileceklerini çok iyi biliyordum(Az kişi sevse de Unreal 2 de
fena oyun değildi).Ama sonraları yayınlanan ilk ekran görüntüsünden açıkcası
korkmuştum çünkü Halo gibi bir oyun geliyor sanmıştım(bana ne derseniz deyin
ama Halo demeyin).Konuyu henüz bilmiyordum,Xbox Exclusive bir oyun geliyordu ve
Space Marine tarzı tipler zaten Halo’nun kötü etkilerini üzerinde barındıran
beni yeterince germişti.Normal insan boyutundan büyük,kendinden 3-5 kat
mermiler atan silahları olan ve bu mermilerin ne hikmetse ufacık yaratıkları 10
vuruşta öldürdükleri bir oyun olmasını istemiyordum.Mor derili,pembe lazer
tabancalı ve pavyon temalı uzaylıları da öldürmek istemiyordum.Neyse ki ilk
GeOW Epic Games’in sihirli ellerinden çıkmış bir şaheserdi ve benim yersiz
korkularım yersizlikleriyle kaldılar.
GeOW’un heyecanı körükleyen bir yerde bitmesinden sonra zaten ikinci oyunun
geleceğine herkes emindi ve beklenen gün geldi,GeOW 2 piyasaya
sürüldü.Oyunumuz,ilk oyuna nazaran çok daha keskin ve belirgin olmuş.Bu
keskinlik ve belirginlik kısmı oyunun her noktasında kendisini
hissettiriyor.Özellikle oynanabilirlik bana çok daha esnek geldi.Xbox 360
gamepad’i sanki GeOW için yaratılmış.Mouse+klavye kombinasyonuyla oynar gibi
rahattım.Mermiler daha ufaltılmış,bu da atışlarımızın daha stratejik olmasını
sağlamış.Mesela headshot yapmak artık daha kolay,zira her vurduğumuz noktanın
ayrı etkisi var ve kafaya sıkılan mermiler de bu yenilikten nasiplerini
alıyorlar.Yeni silahlar arasında Chaingun,Mortar,Flamethrower,Shield,Poison Grenade
vb güzellikler var.Mortarın kullanımına alışmak zor olsa da bazı sahnelerde
hayat kurtarıyor,Worms kadar kolay olacak hali yoktu tabi.Chaingun bildiğimiz
Minigun ve büyük düşmanlara karşı can dostu.Flamethrower ise özellikle Wretches
belasına karşı etkili.Poison Grenade’i genelde Frag Grenade’e tercih etmedim
ama özellikle bir bölümde çok işime yaradı.Shield ise tabancamızla beraber
kullanabildiğimiz ve Locust’ların üzerinden bulabileceğimiz kalkanlar oluyor.Yeni
eklenen hareketler de var oyunda.Düşmanınızı rehin alıp kalkan olarak kullanmak
özellikle multiplayer’da çok kullanılıyor ki buna ayrı bir mod var zaten.Diğer
yanda ise her silaha özel olan fatality tarzındaki hareketler ve emekleyen
düşmanın kafasını ezmek aklıma gelenler.Ayrıca çok yaralandığımızda bu sefer
olduğumuz yerde yardım beklemek yerine emeklememize olanak tanınmış.Akıllı
kullanıldığında özellikle multiplayer’da hayatta kalmaya yarayan bir özellik.
Hikayeden fazla bahsedip,patavatsızca spoiler veren tiplerden olmak
istemiyorum,o yüzden hikayeyi size bırakıyorum.Ama bir giriş yapacak
olursak,Lightmass Bomb’un patlatılmasından kısa bir süre sonra Locust’lar daha
farklı bir yöntemle geri dönerler.Bütün büyük insan şehirlerinin altını oyarak
çökertmektedirler.Geriye tek bir şehir kalır,o da Jacinto yani insanlığın son
kalesi.Aynı zamanda Locust’larla alakalı bir çok sorunun cevabını da içinde
barındırıyor GeOW 2.Genel amacımız Jacinto’yu korumak olsa da bunun nasıl ve ne
şekilde olduğunu görmek size kalsın.Tek bilmeniz gereken GeOW 2’nin ilk oyundan
çok daha derin bir hikayeye sahip olduğu.Aynı şekilde bu derinlik
hissi,dramatik sahnelerle karakterlere de kazandırılmış.Özellikle Marcus’un
neden muhteşem bir lider olduğunu çok daha iyi anlıyoruz.Dom’da bu karakter
derinliğinden nasibini almış,karşımızda kayıp karısını arayan ve bu yüzden sürekli
gergin olan bir asker görüyoruz.Marcus’tan sonraki ikinci favorim Cole yine
klasik siyahi süper asker havalarında ama takımın en renkli üyesi.Yeni yan
karakterlerimiz Tai,Dizzy ve Carmine ise gerekli yerlerde hikayeye katkıda
bulunuyorlar.Tabi gizemli Adam Fenix’i(Marcus’un babası),Skorge’u ,aşırı
karizmatik duran/konuşan Locust Queen’i ve o kadar karmaşa ve kaos arasında da
oyun boyunca görebileceğiniz en güzel şey olan Anya’yı da unutmamak lazım.Size
tavsiyem hikayeye olabildiğince hakim olmaya çalışın,zira atmosfere çok büyük
katkısı var.Ilk oyundaki COG Tags yerine bu sefer hikayeye destek verecek
bilgiler topluyorsunuz.Örneğin tarihsel bir bilgi,anı,günlük vs.Yeniden
oynanabilirliğe katkıda bulunan bu sistem daha çok hoşuma gitti.Daha sonra ana
menüden dönüp bu bilgileri tekrardan okuyabiliyorsunuz ve hikayeye daha çok
hakim olabiliyorsunuz.Bunların achievement olayına katkıda bulunduğunu
söylememe gerek yok tabi.Aynı şekilde yaptığınız hareketler de achievement
olarak size dönüyor.Mesela bir silahla bilmemkaç tane düşmanı öldürmek gibi.
Oyunun sanat yönetmenini kutlamak istiyorum.Mekan tasarımları,kurgu,düşmanlar,ara
sahneler(zira özellikle asıl giriş,son kapanış sahnesi olağanüstü,inanılmaz gaz)tamamen
muhteşem olmuş.Ara sahnelerin genelinde zaten büyük emek var.Bunların dışında
oyun içinde yaşanan bazı olaylar var ki aksiyonu hem zirveye ulaştırıyor hem de
aynı ‘’gaz’’ hissini yaşatıyor.Mesela bir araç kullanma bölümü var ki
kullandığımız araç gerçekten çok sıradışı,zaten oyun genelinde Marcus’un aldığı
kararlar tamamen uçlarda.Boss savaşlarına ise diyecek bir sözüm yok.Hem
teknolojik açıdan çok güzel görünüyorlar hem de oyunun gidişatı açısından çok
çok güzel yerlere serpiştirilmiş boss savaşları.Oyun bu bakımdan da sınırları zorluyor.
Epic Games,Unreal 3 Engine’ı ne kadar geliştirilebilirseo kadar geliştirmiş ve ortaya muhteşem bir
şey çıkmış.Görsel şölene dönen oyunumuzda bazı bölümler yer yer teknoloji
şovuna dönse de(Force Unleashed’de de olan tarzda bir bölüm var ki Lucas’ın
ders alması lazım bu bölümdenJ)
grafik konusunda tamamen kusursuz bir oyunla karşı karşıyayız.Bölüm
tasarımlarının şahaneliği de grafiklerin güzel gözükmesinde önemli bir etken
tabi.Özellikle ışık ve yansıma efektlerinden DX10 yaygarası olmadan bu kadar
verim alabilmek harika.GeOW 2’nin ilk teknoloji demosunda gösterdikleri organik
doku olayını çok iyi bir şekilde gerçekleştirmişler ki et cidden et gibi
duruyor,parçalanıyor ve hasar alıyor.Ve bunun vurduğumuz noktaya göre olması
Epic Games’in hanesine yazılan koca koca artılardan biri.Bu da tabi ki fizik
modellemesiyle alakalı bir şey ki GeOW 2 burda da klasını konuşturuyor.Her şey
olması gerektiği ağırlıkta ve hızda gidiyor,parçalanıyor düşüyor.Parçalanmak
derken bu gerçekçilik vahşet görüntülerine de yansıyor ister istemez.Ama beni
rahatsız etmedi,sonuçta GeOW 2’de olması gereken de bu.Teknolojik açıdan gelen
bir diğer yenilikse daha fazla düşmana karşı savaşabilmemiz.Ekranda aynı anda
onlarca düşman oluyor ve ilk oyuna nazaran çok daha yoğun bir savaş
atmosferinin içinde buluyoruz kendimizi.
Multiplayer modları olarak Horde,Wingman,Guardian gibi
modlar var.En çok inceleme şansı bulduğum ve yeni bir mod olan Horde gerçekten
eğlenceli.Herhangi bir çok oyunculu haritada arkadaşlarınızla ladder şeklinde
gittikçe güçlenen düşmanlara karşı savaşıyorsunuz.Açıkcası pek fazla
multiplayer oynama şansım olmadı zira son günlerdeki oyun yağmuru,özellikle
Fallout 3 beni single player dünyasında hapsetti.
Müziklere gelince,Steve Jablonsky yine çok kaliteli bir şey ortaya çıkarmış.Ilk
oyundaki savaş temalı müziklerin yanına bu sefer daha lirik ve epik parçalar da
eklenmiş.Özellikle bazı sahnelerde sırf müziği bile açtığım oldu.Soundtrack’i
yeni bir oyunu beklercesine bekliyorum ki şu günlerde piyasaya sürülecek.
8-10 saatlik bir oynanış süresi olsa da bitip tükenmeyen temposuyla tek
oturuşta bile bitirilebilecek kadar sürükleyici bir eser olmuş Geow 2.Cevaplanan
veya yeni ortaya atılan sorular ve bittiği yer yüzünden üçüncü oyunu beklemek
deyim yerindeyse işkence halini alacak.GeOW 2 belki de dünyanın en iyi oyunu
değildir ama bitirdiğim an öyle düşünmemi sağladı.GeOW zaten bir klasikti ama
ikinci oyun bayrağı çok daha yükseklere taşıyor ve etrafındaki tüm rakiplerini
silip süpürüyor.Xbox 360’ın en iyi oyunu ve kesinlikle bir klasik ötesi.