|
Survivor horror türünü pek sevmezdim. Ya fazla bulmaca çözümüne
yönelirdik ya da gereksiz şekilde oradan oraya koşup bilmem ne
anahtarını arardık. Ayrıca karakterimizin,asker olanların bile,silah
kullanımında inanılmaz derecede başarısız olmaları;bunun yanına kontrol
zorlukları da eklenince oyunun adrenalini en yüksek yerleri hep
işkenceye dönerdi (son Alone in the Dark komple işkenceydi ya neyse).
Ama Dead Space’i oynamadan önce içimde bir umut vardı. Gerek uzay
temasını ele alması gerekse de fragmanlarındaki farklı duruş ilgimi
çekmeyi başarmıştı. Özellikle hareketli sahneler umut vericiydi. Ve
Dead Space’te türe olan sempatimi arttırdı.
ISHIMURA’DA NELER OLUYOR?
Dead Space doğal olarak gelecekte,insanoğlunun teknolojinin dibine
vurduğu bir dönemde geçiyor. ’’Gezegen delici’’ süper teknolojik maden
gemisi Ishimura’dan bir süredir haber alınamamaktadır ve bizim (biz =
Isaac Clarke) de içinde bulunduğumuz bir araştırma gemisi Ishimura’daki
son durumu öğrenmek üzere yola çıkar. Daha ilk sahnelerden Ishimura’nın
durumu hakkında zaten bilgi sahibi oluyoruz. Ortama tam bir kaos hakim
ve bir çok sistem devre dışı kalmış. Mutasyona uğrayıp dehşet saçan
insanlar da karakterlerimiz için güzel bir sürpriz oluyor. Tabi bunun
nedenlerini burada açıklarsam ‘’iyi dileklerinizi’’ mail olarak almam
kaçınılmaz olur. Aslında hikayenin bundan önceki kısmı da çok güzel
şekilde anlatılmış ve yapımcıları bu konuda takdir etmek lazım. Dead
Space : Downfall adlı animasyon ve bunun dışında gerek görsel gerek
yazılı materyallerle hem oyuncuların hikayeye daha fazla hakim olmaları
hem de hikayenin öncesini öğrenerek kafalarında kalan soru işaretlerine
cevap bulmaları sağlanmış. Oyunun çizgi romanı iste tam bir çizim
harikası,oynamasanız bile okunası. Oyun içersinde ise görsel,işitsel ve
yazılı materyaller ile hikaye tamamlanmaya çalışılmış. Yerde,masada
veya dolapların içinde bulabileceğimiz bu günlük tarzındaki bilgiler
için gözünüzü dört açmanızı öneririm. Zira ‘’necromporph’’ olayının ne
olduğunu bu şekilde çok rahat anlayabilirsiniz. Ama tüm bu artılara
rağmen bu kadar araştırmaya yönelik bir hikaye anlatımı bir çok
oyuncunun hikayeyi anlamamasına yol açmış. Gerek yabancı gerek yerli
forumlarda gördüğüm bu. Sadece bir action oyunu olsa belki bu
eleştiriler mantıklı gelebilirdi ama Dead Space öyle bir oyun değil.
Bitirdikten sonra yeni açılan özelliklerle oyunun ömrü uzatılmış ve bu
sayede hikayenin eksik kalan kısımlarını,ikinci oynayışte tekrar gözden
geçirmemize imkan tanınmış. Basit bir konu ama derin şekilde
işlenmiş;özellikle de insanoğlunun ‘’din’’ konusunda nasıl bir tarihsel
kısır döngü içinde olduğunu yapımcılar ironik bir dille göstermişler.
DİLSİZ ANA KARAKTER ÇILGINLIĞI
Karakterimize gelince,Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke’ın
isimlerinin bir sentezi olmuş;Isaac Clarke. Karakterimizin karakteri
hakkında bir şeyler söylemek isterdim ama ikinci bir Gordon Freeman
sendromu yaşadığımız için kendisi hiç konuşmuyor. Neyse ki third person
bir oyunda olduğumuz için en azından görebiliyoruz. Diğer yan
karakterlerin ne tarz insanlar olduklarını çok daha iyi anlayabiliyoruz
desem sanırım Isaac’ın ne kadar sessiz sakin biri olduğunu
anlatabilirim. Hikayeye o kadar özenip te Isaac’ı bu hale sokmalarına
anlama veremedim.
OYNANABİLİRLİK
Gelelim oyunun en can alıcı noktası olan kontrollere. Dead Space bu
konuda inanılmaz başarılı. Ateş ederken veya yakın dövüş sırasında hiç
zorlanmadım. Gerçi yakın dövüşe kalmanızı pek tavsiye etmem ama yerdeki
düşmanı da ezme olayını çok güzel yapmışlar ve fazlasıyla efektif.
Yakın dövüşte bazen yaratıklar kıskaca alabiliyorlar. Kafanıza
yapışanlarından tutun da oranızı buranızı ısıranlara kadar var. Bunları
da action tuşuna abanarak bertaraf ediyoruz. Hareket kabiliyetimiz de
oldukça tatminkar. Bir oyunda en çok dikkat ettiğim noktalardan biri
olan ‘’ufak crosshair’’ olayını çok güzel kotarmışlar. İnce atışlar
yapmamıza olanak tanınmış ve böylece,eklem yerlerinden vurulunca
etkisiz hale gelen düşmanlarımızı öldürmek işkence halini almamış. Ne
hantal bir karakterimiz var ne de ateş etme özürlü. Evet belli bir
ağırlık var ama bu hem taşıdığımız zırhtan ötürü hem de ayağımızdaki
yer çekimsiz ortamlar için özel olarak üretilmiş botlardan
kaynaklanıyor. Ve bu ‘’ağır taşıma’’ hissi animasyon olarak çok güzel
hissettirilmiş. Arayüz ise çok yaratıcı tasarlanmış. Herhangi bir hud
yok ve biz her şeyi karakterimizin üzerinde görüyoruz. Enerjimizi
sırtındaki ufak mavi tüpten ve zamanı durdurmaya yarayan zımbırtının ne
kadar kaldığını da yine aynı şekilde sırttaki göstergeden anlıyoruz.
Ayrıca mermi sayıları da silahların üzerinde gösteriliyor.
Haritayı,görevleri veya öteki şeyleri ise göğsündeki holografik cihazın
yarattığı sanal ekran sayesinde önümüzde görebiliyoruz. Gerçekten çok
başarılı ve yaratıcı bir sistem.
KAFA-KOL KOPARMA CİHAZLARI
Silah çeşitliliği olarak oyunda fazla bir seçenek yok ama tasarım ve
silahların yapısı olarak ilginç olduklarını söyleyebilirim. Asıl
amaçlarının maden çıkarma olması da olaya ilginçlik katan başka bir
öğe. Contact Beam’in gereksiz olması kadar Pulse Rifle ve Plasma
Cutter’ın hayati silahlarınız olduklarını belirtmekte fayda var. Diğer
silahlarınızı ise Flamethrower ve Force Gun olarak ayarlarsanız
kalabalık gruplara karşı da dengeli bir silah yelpazeniz olur. Ayrıca
her silahın bir de ikincil atış modu var.
Plasma Cutter: Tabanca formatında ve yatay yada dikey atışlar yapabiliyor. Nokta atışları yapmak için birebir.
Pulse Rifle : Makineli tüfek işlevi görüyor ve olmazsa olmaz.
Force Gun: Star Wars’un
Force Push’u olarak görün ve kalabalık bir grup tarafından
sıkıştırıldığınızda nefes alma aracı olarak kullanın. Verdiği hasar da
cabası.
Line Gun : Hedefe 3 tane mayın fırlatan yegane patlayıcı içerikli silahımız.
Flamethrower :
Açıklamama gerek yok zaten. Düşmanlarımız mutasyona uğramış insanlar
oldukları için,kısacası et ve kemikten oluştukları için ateşe karşı
oldukça dayanıksızlar. Özellikle kalabalık gruplara karşı çok etkili.
Ripper : Telekinesisli elektrikli testere işlevi görüyor ve akıllı kullanılırsa çabucak düşmanın işini bitirebilirsiniz.
Contact Beam : Gereksiz
bir silah bence. Diğer silahların etkisi ve kullanım alanları dışında
zayıf kalıyor. Ama tercih meselesi tabi. Yakın mesafede etkili ama çok
yakına kalmanızı da tavsiye etmediğim için bana göre kullanışsız.
Bütün bu silahları ayrıca zırhları,sağlık paketlerini,mermileri ve
diğer eklentileri oyunun belli yerlerindeki Shop’lardan temin ediyoruz.
Geminin cılkı çıkmış Shop ne arar demeyin,direk otomatik olarak
çalışıyorlar. Zaten aklıma da alternatif bir sistem gelmediği için bu
konuyu eleştiremiyorum. Alışverişi de yaratıkların üzerinden ya da
oradan buradan topladığımız paralarla yapıyoruz. Ayrıca etrafta
silahların ve zırhların şematiklerini buluyoruz. Bu sayede Shop’larda
ilgili silah ya da zırh alınabilir duruma geliyor. Size tavsiyem
zırhları her ne pahasına olursa olsun almanız. 5 seviye zırh var ve
teker teker hepsinin şematiklerini buluyorsunuz. Satış ve alış arasında
fiyat farkı olmadığından beğenmediğiniz bir silahı satmakta çekinmeyin.
Mermi,para ya da diğer şeyleri ya yaratıkların üzerlerinden ya da
kutulardan temin ediyoruz. Bulduğumuz mermiler üzerimizde hangi silah
varsa ona ait oluyor. Mantıklı bir seçim zira mermi sıkıntısı bazı
durumlarda baş gösterebiliyor ve kullanmadığımız bir silahın mermisi de
pek işimize yaramıyor. Bazı kutuları da parçalayarak açıyoruz. Benim
gibi ilk bölümdeki hiç bir kutuyu açmadan ilerlemeyin,ne kutulardan
haberim vardı ne de onları parçalayabildiğimden.
UPGRADE SİSTEMİ
Oyunun en can alıcı ve tekrar oynanabilirliği arttıran unsurlarından
biri de silahları,zırhları,hava depomuzu ve telekinesis ile zamanı
yavaşlatma gücümüzü upgrade edebiliyor olmamız. Bu da herkesin kendine
has bir oyun tarzı belirlemesine sebep olan ufak bir RPG öğesi. Power
Node’ları upgrade terminallerinde kullanarak güçlendirme işlemini
gerçekleştiriyoruz ve bunları ya özel kutucuklarında ya da oradan
buradan yerlerde bulabiliyoruz. Güçlü yaratıklar da öldüklerinde Power
Node düşürebiliyorlar. Tabi Shop vasıtasıyla da 10000 Credit
karşılığında bir tane Power Node alabilirsiniz.
TEKNİK EKİBE ALKIŞ
Teknik unsurlara gelirsek Dead Space tam bir görsel şölen. Giriş
sahnesinden zaten bunu gayet iyi anlıyorsunuz. Özellikle ışık efektleri
ve gölgeler benden tam puan aldılar. Bazı dokular dandik dursalar da
sorun teşkil etmiyor. Zira geri kalan grafikler özenilerek hazırlanmış
ve atmosferi çok iyi yansıtıyorlar. Karanlık ve pis bir grafik yapısı
var. Alan derinliğini çok iyi sağlamış teknik ekip,blur efektleri ve
diğer tamamlayıcı öğelerle iyi bir iş çıkarılmış bu konuda. Yer
çekimsiz alan sahnelerinde ve geminin dışındaki sahnelerde alan
derinliğinin atmosfere kattııklarını çok daha iyi anlayabiliyorsunuz.
Fizikler,başarılı animasyonlarla desteklenmiş. Her şey,yer çekimsiz
ortamda dahi kütlesine uygun hareket ediyor. Yaratıkların tehditkar ve
sert hareketleri de animasyon olarak oldukça iyi yansıtılmış. Seslerde
ise Isaac dışındaki her şey başarılı. Seslendirmeler en iyisi değiller
ama yeterliler. Sesleri korku öğesini tamamlamakta başarılı bulsam da
çok daha başarılı olabilirlermiş. Yine de oldukça tatminkar ve bazı
yerlerde sinir bozucu.
Tasarım olarak oyunumuz kendi karakterine sahip. Gemi
tasarımlarından tutun da silahlara ve yaratıklara kadar Dead Space’in
kendine has bir havası var. Yaratıklarda ‘’the Thing’’ havası olsa da
bu oyunda sırıtmamış çünkü diğer öğelerde özgünlük sağlanmış.
Bildiğimiz silah türlerini farklı şekilde yorumlayarak sunmaları bile
güzel bir detay. Ama tasarım ekibini en çok kutlamam gereken nokta
bölümler hakkında. Geminin her bölümünün kendine has bir havası
var;örneğin botanik bahçesi veya kargo bölümü olsun gayet iyi
tasarlanmışlar. Her ne kadar görevlerin başlangıcındaki ve bitişindeki
dialoglar aynı olsa da(‘’Aa Isaac sen bunu yaptın ama bu sefer şunu
yapıcaksın’’ şeklinde) yer çekimsiz bölümler çok keyifli ve yaratıcı.
Ama dediğim gibi görev sonlarındaki ‘’geyikler’’ bir yerden sonra
rutine biniyor. Korku öğeleri yapay kurgularla sağlanmamış. Gerçi bu
oyunda korkudan çok gerilim duygusu hakim. Bazı sahnelerde önceden
hazırlanmış script’lere ya da bir anda çıkan yaratıklara denk gelsek te
yapay zekanın gerilim yaratma becerisini ben oldukça iyi buldum.
Çaresizlik ve yalnızlık hissiyle iyi verilmiş.
Bulmaca ve aksiyon dozunu iyi ayarlamışlar. Bazı bulmacaların
arasında 1-2 yaratık serpiştirmişler,bu da oyunun tekin olmayan
atmosferine katkı sağlamış. Yolunuzu kaybettiğinizde ise holografik bir
çizgi size gideceğiniz yeri gösterebiliyor. Açıkçası her şeyi oyuncuya
bırakmak yerine böyle ufak yardımları tercih eden oyunları
seviyorumZaman kaybını engelliyor ki zaten oyunda çılgıncasına
araştırma yapılacak bir ortam yok. Benim keşfettiğim 2 tane mini oyun
vardı,biri atış poligonu öteki de acayip bir basket oyunu. Bunları
oynamanızı öneririm ki getirisi mermi ve Power Node olarak fazlasıyla
var. Belki daha fazla mini oyun vardır ama bence bu sayı yeterli. Tabi
benim mini oyundan saymadığım iki tane bölüm var ki gereksizlik ötesi.
Turret kullandığımız bölümlerden bahsediyorum. Hadi ikincisine mantık
uydurabilirim de astroid vurduğumuz ilk turret bölümü tam bir
şaheser(!). Bence atmosfere katkısı hiç yok aksine baltalıyor da.
Sadece orayı 2-3 günde geçen bir arkadaşım var ki oyunu 360’ta
oynadı;gamepad ile çok daha zor. PC’de elbette zorlanmasam da yine de
‘’Ne gereği vardı?’’ demekten kendimi alamadım.
Oyunun sonunda açılan Military Suit’e ek olarak ayrıca para ile
satın alabildiğiniz yeni Suit’ler var. Zaten EA’in bu oyuna yaptığı
yatırımı düşünürsek ikinci oyunu ve ilk oyun için daha fazla
indirilebilir içeriği tahmin etmek güç olmaz.
ÇİZGİSİNİ BOZMAZSA…
Son sözlere gelirsek Dead Space,Survivor Horror tarzını sevmeyen
birinin bile alıp rahatlıkla oynayacağı ve bitirdikten sonra da
didikleyebileceği bir oyun olmuş. Gerek başarılı hikayesi,gerek
oynanabilirliği ve atmosferiyle senenin parlayan oyunlarından biri.
EA’in bu oyun üzerine daha fazla düşeceğini ve devam oyunu
yapabileceğini sanıyorum. Zaten açık uçlu son sahnesiyle bunu tahmin
etmek güç değil. Son zamanlarda çıkan Alone in the Dark ve Silent Hill
: Homecoming gibi oyunlara kıyasla kesinlikle çok çok daha iyi. Silent
Hill iyi bir oyun olsa da Alone in the Dark tamamıyla bir fiyaskoydu.
Dead Space ise kolaya kaçmayarak kendi tarzını ortaya koymaya çalışmış
ve bunda da oldukça başarılı olmuş. Türün en iyisi değil ama yaptığı
iddialı girişle ve başarılı sunumuyla,gelecekteki devam oyunlarının bu
sıfatı ele geçirmesi için kapıyı ardına kadar açıyor.
|
- Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
- Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
| |