ARAMA | İLETİŞİM | SİTE HARİTASI | RSS
 
Dead Space (PC) Yazdır E-posta
Editor: Akhan AKPINAR   
Pazartesi, 16 Şubat 2009

Survivor horror türünü pek sevmezdim. Ya fazla bulmaca çözümüne yönelirdik ya da gereksiz şekilde oradan oraya koşup bilmem ne anahtarını arardık. Ayrıca karakterimizin,asker olanların bile,silah kullanımında inanılmaz derecede başarısız olmaları;bunun yanına kontrol zorlukları da eklenince oyunun adrenalini en yüksek yerleri hep işkenceye dönerdi (son Alone in the Dark komple işkenceydi ya neyse). Ama Dead Space’i oynamadan önce içimde bir umut vardı. Gerek uzay temasını ele alması gerekse de fragmanlarındaki farklı duruş ilgimi çekmeyi başarmıştı. Özellikle hareketli sahneler umut vericiydi. Ve Dead Space’te türe olan sempatimi arttırdı.

dead space

dead space

 

ISHIMURA’DA NELER OLUYOR?

Dead Space doğal olarak gelecekte,insanoğlunun teknolojinin dibine vurduğu bir dönemde geçiyor. ’’Gezegen delici’’ süper teknolojik maden gemisi Ishimura’dan bir süredir haber alınamamaktadır ve bizim (biz = Isaac Clarke) de içinde bulunduğumuz bir araştırma gemisi Ishimura’daki son durumu öğrenmek üzere yola çıkar. Daha ilk sahnelerden Ishimura’nın durumu hakkında zaten bilgi sahibi oluyoruz. Ortama tam bir kaos hakim ve bir çok sistem devre dışı kalmış. Mutasyona uğrayıp dehşet saçan insanlar da karakterlerimiz için güzel bir sürpriz oluyor. Tabi bunun nedenlerini burada açıklarsam ‘’iyi dileklerinizi’’ mail olarak almam kaçınılmaz olur. Aslında hikayenin bundan önceki kısmı da çok güzel şekilde anlatılmış ve yapımcıları bu konuda takdir etmek lazım. Dead Space : Downfall adlı animasyon ve bunun dışında gerek görsel gerek yazılı materyallerle hem oyuncuların hikayeye daha fazla hakim olmaları hem de hikayenin öncesini öğrenerek kafalarında kalan soru işaretlerine cevap bulmaları sağlanmış. Oyunun çizgi romanı iste tam bir çizim harikası,oynamasanız bile okunası. Oyun içersinde ise görsel,işitsel ve yazılı materyaller ile hikaye tamamlanmaya çalışılmış. Yerde,masada veya dolapların içinde bulabileceğimiz bu günlük tarzındaki bilgiler için gözünüzü dört açmanızı öneririm. Zira ‘’necromporph’’ olayının ne olduğunu bu şekilde çok rahat anlayabilirsiniz. Ama tüm bu artılara rağmen bu kadar araştırmaya yönelik bir hikaye anlatımı bir çok oyuncunun hikayeyi anlamamasına yol açmış. Gerek yabancı gerek yerli forumlarda gördüğüm bu. Sadece bir action oyunu olsa belki bu eleştiriler mantıklı gelebilirdi ama Dead Space öyle bir oyun değil. Bitirdikten sonra yeni açılan özelliklerle oyunun ömrü uzatılmış ve bu sayede hikayenin eksik kalan kısımlarını,ikinci oynayışte tekrar gözden geçirmemize imkan tanınmış. Basit bir konu ama derin şekilde işlenmiş;özellikle de insanoğlunun ‘’din’’ konusunda nasıl bir tarihsel kısır döngü içinde olduğunu yapımcılar ironik bir dille göstermişler.

DİLSİZ ANA KARAKTER ÇILGINLIĞI

Karakterimize gelince,Isaac Asimov ve Arthur C. Clarke’ın isimlerinin bir sentezi olmuş;Isaac Clarke. Karakterimizin karakteri hakkında bir şeyler söylemek isterdim ama ikinci bir Gordon Freeman sendromu yaşadığımız için kendisi hiç konuşmuyor. Neyse ki third person bir oyunda olduğumuz için en azından görebiliyoruz. Diğer yan karakterlerin ne tarz insanlar olduklarını çok daha iyi anlayabiliyoruz desem sanırım Isaac’ın ne kadar sessiz sakin biri olduğunu anlatabilirim. Hikayeye o kadar özenip te Isaac’ı bu hale sokmalarına anlama veremedim.

OYNANABİLİRLİK

Gelelim oyunun en can alıcı noktası olan kontrollere. Dead Space bu konuda inanılmaz başarılı. Ateş ederken veya yakın dövüş sırasında hiç zorlanmadım. Gerçi yakın dövüşe kalmanızı pek tavsiye etmem ama yerdeki düşmanı da ezme olayını çok güzel yapmışlar ve fazlasıyla efektif. Yakın dövüşte bazen yaratıklar kıskaca alabiliyorlar. Kafanıza yapışanlarından tutun da oranızı buranızı ısıranlara kadar var. Bunları da action tuşuna abanarak bertaraf ediyoruz. Hareket kabiliyetimiz de oldukça tatminkar. Bir oyunda en çok dikkat ettiğim noktalardan biri olan ‘’ufak crosshair’’ olayını çok güzel kotarmışlar. İnce atışlar yapmamıza olanak tanınmış ve böylece,eklem yerlerinden vurulunca etkisiz hale gelen düşmanlarımızı öldürmek işkence halini almamış. Ne hantal bir karakterimiz var ne de ateş etme özürlü. Evet belli bir ağırlık var ama bu hem taşıdığımız zırhtan ötürü hem de ayağımızdaki yer çekimsiz ortamlar için özel olarak üretilmiş botlardan kaynaklanıyor. Ve bu ‘’ağır taşıma’’ hissi animasyon olarak çok güzel hissettirilmiş. Arayüz ise çok yaratıcı tasarlanmış. Herhangi bir hud yok ve biz her şeyi karakterimizin üzerinde görüyoruz. Enerjimizi sırtındaki ufak mavi tüpten ve zamanı durdurmaya yarayan zımbırtının ne kadar kaldığını da yine aynı şekilde sırttaki göstergeden anlıyoruz. Ayrıca mermi sayıları da silahların üzerinde gösteriliyor. Haritayı,görevleri veya öteki şeyleri ise göğsündeki holografik cihazın yarattığı sanal ekran sayesinde önümüzde görebiliyoruz. Gerçekten çok başarılı ve yaratıcı bir sistem.

KAFA-KOL KOPARMA CİHAZLARI

Silah çeşitliliği olarak oyunda fazla bir seçenek yok ama tasarım ve silahların yapısı olarak ilginç olduklarını söyleyebilirim. Asıl amaçlarının maden çıkarma olması da olaya ilginçlik katan başka bir öğe. Contact Beam’in gereksiz olması kadar Pulse Rifle ve Plasma Cutter’ın hayati silahlarınız olduklarını belirtmekte fayda var. Diğer silahlarınızı ise Flamethrower ve Force Gun olarak ayarlarsanız kalabalık gruplara karşı da dengeli bir silah yelpazeniz olur. Ayrıca her silahın bir de ikincil atış modu var.

Plasma Cutter: Tabanca formatında ve yatay yada dikey atışlar yapabiliyor. Nokta atışları yapmak için birebir.

Pulse Rifle : Makineli tüfek işlevi görüyor ve olmazsa olmaz.

Force Gun: Star Wars’un Force Push’u olarak görün ve kalabalık bir grup tarafından sıkıştırıldığınızda nefes alma aracı olarak kullanın. Verdiği hasar da cabası.

Line Gun : Hedefe 3 tane mayın fırlatan yegane patlayıcı içerikli silahımız.

Flamethrower : Açıklamama gerek yok zaten. Düşmanlarımız mutasyona uğramış insanlar oldukları için,kısacası et ve kemikten oluştukları için ateşe karşı oldukça dayanıksızlar. Özellikle kalabalık gruplara karşı çok etkili.

Ripper : Telekinesisli elektrikli testere işlevi görüyor ve akıllı kullanılırsa çabucak düşmanın işini bitirebilirsiniz.

Contact Beam : Gereksiz bir silah bence. Diğer silahların etkisi ve kullanım alanları dışında zayıf kalıyor. Ama tercih meselesi tabi. Yakın mesafede etkili ama çok yakına kalmanızı da tavsiye etmediğim için bana göre kullanışsız.

Bütün bu silahları ayrıca zırhları,sağlık paketlerini,mermileri ve diğer eklentileri oyunun belli yerlerindeki Shop’lardan temin ediyoruz. Geminin cılkı çıkmış Shop ne arar demeyin,direk otomatik olarak çalışıyorlar. Zaten aklıma da alternatif bir sistem gelmediği için bu konuyu eleştiremiyorum. Alışverişi de yaratıkların üzerinden ya da oradan buradan topladığımız paralarla yapıyoruz. Ayrıca etrafta silahların ve zırhların şematiklerini buluyoruz. Bu sayede Shop’larda ilgili silah ya da zırh alınabilir duruma geliyor. Size tavsiyem zırhları her ne pahasına olursa olsun almanız. 5 seviye zırh var ve teker teker hepsinin şematiklerini buluyorsunuz. Satış ve alış arasında fiyat farkı olmadığından beğenmediğiniz bir silahı satmakta çekinmeyin. Mermi,para ya da diğer şeyleri ya yaratıkların üzerlerinden ya da kutulardan temin ediyoruz. Bulduğumuz mermiler üzerimizde hangi silah varsa ona ait oluyor. Mantıklı bir seçim zira mermi sıkıntısı bazı durumlarda baş gösterebiliyor ve kullanmadığımız bir silahın mermisi de pek işimize yaramıyor. Bazı kutuları da parçalayarak açıyoruz. Benim gibi ilk bölümdeki hiç bir kutuyu açmadan ilerlemeyin,ne kutulardan haberim vardı ne de onları parçalayabildiğimden.

UPGRADE SİSTEMİ

Oyunun en can alıcı ve tekrar oynanabilirliği arttıran unsurlarından biri de silahları,zırhları,hava depomuzu ve telekinesis ile zamanı yavaşlatma gücümüzü upgrade edebiliyor olmamız. Bu da herkesin kendine has bir oyun tarzı belirlemesine sebep olan ufak bir RPG öğesi. Power Node’ları upgrade terminallerinde kullanarak güçlendirme işlemini gerçekleştiriyoruz ve bunları ya özel kutucuklarında ya da oradan buradan yerlerde bulabiliyoruz. Güçlü yaratıklar da öldüklerinde Power Node düşürebiliyorlar. Tabi Shop vasıtasıyla da 10000 Credit karşılığında bir tane Power Node alabilirsiniz.

TEKNİK EKİBE ALKIŞ

Teknik unsurlara gelirsek Dead Space tam bir görsel şölen. Giriş sahnesinden zaten bunu gayet iyi anlıyorsunuz. Özellikle ışık efektleri ve gölgeler benden tam puan aldılar. Bazı dokular dandik dursalar da sorun teşkil etmiyor. Zira geri kalan grafikler özenilerek hazırlanmış ve atmosferi çok iyi yansıtıyorlar. Karanlık ve pis bir grafik yapısı var. Alan derinliğini çok iyi sağlamış teknik ekip,blur efektleri ve diğer tamamlayıcı öğelerle iyi bir iş çıkarılmış bu konuda. Yer çekimsiz alan sahnelerinde ve geminin dışındaki sahnelerde alan derinliğinin atmosfere kattııklarını çok daha iyi anlayabiliyorsunuz. Fizikler,başarılı animasyonlarla desteklenmiş. Her şey,yer çekimsiz ortamda dahi kütlesine uygun hareket ediyor. Yaratıkların tehditkar ve sert hareketleri de animasyon olarak oldukça iyi yansıtılmış. Seslerde ise Isaac dışındaki her şey başarılı. Seslendirmeler en iyisi değiller ama yeterliler. Sesleri korku öğesini tamamlamakta başarılı bulsam da çok daha başarılı olabilirlermiş. Yine de oldukça tatminkar ve bazı yerlerde sinir bozucu.

Tasarım olarak oyunumuz kendi karakterine sahip. Gemi tasarımlarından tutun da silahlara ve yaratıklara kadar Dead Space’in kendine has bir havası var. Yaratıklarda ‘’the Thing’’ havası olsa da bu oyunda sırıtmamış çünkü diğer öğelerde özgünlük sağlanmış. Bildiğimiz silah türlerini farklı şekilde yorumlayarak sunmaları bile güzel bir detay. Ama tasarım ekibini en çok kutlamam gereken nokta bölümler hakkında. Geminin her bölümünün kendine has bir havası var;örneğin botanik bahçesi veya kargo bölümü olsun gayet iyi tasarlanmışlar. Her ne kadar görevlerin başlangıcındaki ve bitişindeki dialoglar aynı olsa da(‘’Aa Isaac sen bunu yaptın ama bu sefer şunu yapıcaksın’’ şeklinde) yer çekimsiz bölümler çok keyifli ve yaratıcı. Ama dediğim gibi görev sonlarındaki ‘’geyikler’’ bir yerden sonra rutine biniyor. Korku öğeleri yapay kurgularla sağlanmamış. Gerçi bu oyunda korkudan çok gerilim duygusu hakim. Bazı sahnelerde önceden hazırlanmış script’lere ya da bir anda çıkan yaratıklara denk gelsek te yapay zekanın gerilim yaratma becerisini ben oldukça iyi buldum. Çaresizlik ve yalnızlık hissiyle iyi verilmiş.

Bulmaca ve aksiyon dozunu iyi ayarlamışlar. Bazı bulmacaların arasında 1-2 yaratık serpiştirmişler,bu da oyunun tekin olmayan atmosferine katkı sağlamış. Yolunuzu kaybettiğinizde ise holografik bir çizgi size gideceğiniz yeri gösterebiliyor. Açıkçası her şeyi oyuncuya bırakmak yerine böyle ufak yardımları tercih eden oyunları seviyorumZaman kaybını engelliyor ki zaten oyunda çılgıncasına araştırma yapılacak bir ortam yok. Benim keşfettiğim 2 tane mini oyun vardı,biri atış poligonu öteki de acayip bir basket oyunu. Bunları oynamanızı öneririm ki getirisi mermi ve Power Node olarak fazlasıyla var. Belki daha fazla mini oyun vardır ama bence bu sayı yeterli. Tabi benim mini oyundan saymadığım iki tane bölüm var ki gereksizlik ötesi. Turret kullandığımız bölümlerden bahsediyorum. Hadi ikincisine mantık uydurabilirim de astroid vurduğumuz ilk turret bölümü tam bir şaheser(!). Bence atmosfere katkısı hiç yok aksine baltalıyor da. Sadece orayı 2-3 günde geçen bir arkadaşım var ki oyunu 360’ta oynadı;gamepad ile çok daha zor. PC’de elbette zorlanmasam da yine de ‘’Ne gereği vardı?’’ demekten kendimi alamadım.

Oyunun sonunda açılan Military Suit’e ek olarak ayrıca para ile satın alabildiğiniz yeni Suit’ler var. Zaten EA’in bu oyuna yaptığı yatırımı düşünürsek ikinci oyunu ve ilk oyun için daha fazla indirilebilir içeriği tahmin etmek güç olmaz.

ÇİZGİSİNİ BOZMAZSA…

Son sözlere gelirsek Dead Space,Survivor Horror tarzını sevmeyen birinin bile alıp rahatlıkla oynayacağı ve bitirdikten sonra da didikleyebileceği bir oyun olmuş. Gerek başarılı hikayesi,gerek oynanabilirliği ve atmosferiyle senenin parlayan oyunlarından biri. EA’in bu oyun üzerine daha fazla düşeceğini ve devam oyunu yapabileceğini sanıyorum. Zaten açık uçlu son sahnesiyle bunu tahmin etmek güç değil. Son zamanlarda çıkan Alone in the Dark ve Silent Hill : Homecoming gibi oyunlara kıyasla kesinlikle çok çok daha iyi. Silent Hill iyi bir oyun olsa da Alone in the Dark tamamıyla bir fiyaskoydu. Dead Space ise kolaya kaçmayarak kendi tarzını ortaya koymaya çalışmış ve bunda da oldukça başarılı olmuş. Türün en iyisi değil ama yaptığı iddialı girişle ve başarılı sunumuyla,gelecekteki devam oyunlarının bu sıfatı ele geçirmesi için kapıyı ardına kadar açıyor.




  İlk Yorumu Siz Yazın
RSS Yorumlar

Yorum Yaz
  • Lütfen Yorumlarınız Haberin Konusuna Uygun Olsun.
  • Kişisel Sözlü Kelimeler Silinecektir.
Adınız:
E-Posta
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Bu Habere Yazılan Yorumlar Hakkında E-Posta Aracılığıyla Bilgilendirilmek İstiyorum

 
< Önceki   Sonraki >

Bilgisayar Donanım Haber İnceleme Forum

 


Powered By JoomlaPHP
Rasgele İnceleme
Sizden Gelenler
Son Yorumlar
1. Dark Android Box Mini PC Satışa Sunuldu
(1 yorum)
2. Arena Bilgisayar ile GData İşbirliği Yaptı
(1 yorum)
3. Hız Aşırtma Şampiyonasında Ödüller Sparkle'den
(1 yorum)
4. Çoklu Destekli 3 İşlemci Soğutucusu Karşılaştırmas
(4 yorum)
5. Lojistiğin Yeni Açılımı E-Ticaret Sektörü Olacak
(1 yorum)
Toolbar

Türkdonan?m Toolbar